Sayfalar

Ve Tanrı Geceyi Yarattı

Sabahlardan o kadar nefret ediyorum ki ılık nemli yerlere yapışıp kalan parazitler gibi tüm hayatımı sıcak yatakta uyuyarak geçirmek istiyorum.
Her sabah yatakta, ancak tek gözüm açılabilmiş halde ve uyanmam gerektiği bilinciyle bir sağa bir sola kıvranıyorum. Bu arada çarşafı buruştururken evrene daha doğrusu insanlığa çeşitli lanetlemeler ve küfürler iletiyorum. İnsanlar sabah erken kalkma gibi absürd bir huy edinmişler kendi kendilerine. İşte eskiden geceleri ormanlar tekin olmadığından mağaralarına çekilip dinlenmişler. Ama yirmibirinci yüzyılda yaşayan benim suçum ne?

Tabi bunları düşünmek bir fayda etmiyor hatta ne zaman düşünmek fayda etmiş ki? Yine çaresizce ve güneş ışıklarından rahatsız olarak homurdana homurdana giyiniyorum.
Ardından yüzümü yıkamak için banyoya sürüklendiğimde nedenini çözemediğim şiş gözler ve şişmiş dudaklarla karşılaşıyorum. Dayak yemiş gibi uyanmak dedikleri bu olsa gerek.

Aslına bakarsak sabah kalkmayı değil de gece uyumayı sevmiyorum zaten asla deliksiz uyuyamam da.

Bebekken bile gece değil gündüz yatarmışım biyoritmim mi bozuk acaba diye düşünmedim değil.
Günün en güzel zamanı olan geceyi uyuyarak heba ediyormuşum gibi geldiğinden dayanabildiğim kadar ayakta kalırım. Çünkü gece okunan kitaplar, izlenilen filmler, çizilen resimler hatta kurulan hayaller bile daha zevkli daha anlamlı çok daha hoştur.

Gündüz Vassaf'ın da bununla ilgili bir denemesi vardı ona göre gündüz düzenin, otoritenin sembolüydü. Gece ise suçluların ve sanatçıların sevgilisiydi.

Ben de geceyi sonunda dek değerlendirme taraftarıyım her tatilde ya da tatilimsi günde yatma vaktim sabah ezanına (namazı mı denir) müteakiben yarım saat, bir saat sonrasına kadar uzar.
Bu arada sabah ezanı kadar ürkütücü ses azdır. Hele çocukken artık nasıl korkuyorsam ezanı yatarak dinlersem cehenneme gideceğimi düşünüp hoparlörden gelen ses tükeninceye kadar ayakta kalıp sonra tekrar yatardım.

Sabahları sinir küpüne dönüşüp aynalara, daha doğrusu yüzümün en önemli yerinde (neresiyse orası?) çıkan bir sivilceye ya da kafama yapışmış saç tutamına bağırıp çağırmaktan veya o gün için giymeyi planladığım ceketin lekelenmiş olmasına öfkelenip ağladığımdan ya da klozetin kapağına oturmuş dişimi fırçalarken uyukladığımdan çoğu zaman servise geç kalırım.

Eğer bir mucize gerçekleştirip evden erken çıkmışsam apoletleri eksik muzaffer komutan edasıyla sallana sallana kaldırım taşlarını sindire sindire yürürüm, sokağın bitimine vardığımda çöp konteynırları içindeki kedilere bile sevgi saygı duyarım.
Çünkü ben sorumluluklarının bilincinde, sabahları erken kalkma konusunda bile başarılı, mantıklı, saygılı ve en önemlisi de sevgi dolu bir insanım...
Bu ulvi anın büyüsü ince külotlu çorabımın bileğimden diz kapağıma kadar kaçtığını fark etmemle birlikte yok olur.
Günaydın sabah!

13 sesleniş:

deep dedi ki...

hah hah hah haaa.
çok bilgece bitti öykü.
seni sarkastik.
:)
ben de gececiyim.
:)
gündüz uyurum, gece yaşarım, zorunlu haller dışında.
aynen kitap, müzik, film, düşler, günlükler vb. :)

formdasın.

işte hepsi bu.
çorap.
:)

deep dedi ki...

trainspotting'in yönetmeninin son filmi de bayağı iyi. blogda yazdım. bilmem okudun mu?

blogundaki fotoları sevdiğimi sölemiştim.
müzikler de çok iyi.
belki belli olmaz ama ben de metalciyim. hatta tur otobüsleri ile geziyorum bazen bazı grupların :)

Pinky Freud dedi ki...

Çorap kısmını çok sevdin bakıyorum .d
Sabahları her şeye haşin davrandığımdan olsa gerek naylon çoraplara hassas olmam gerektiğini unutuyorum. Bence bu kadar alıngan olmamlılar değil mi ama .d
Hangi grupların tur otobüslerinde bulundun?

deep dedi ki...

biçok ama metallica ile gezdim en çok.

zeki pinky. çorap kısmı seninle ilgili olduğu için ilgilendirdi. keşke şu fotolarını kaldırmasaydın. koysana. :)

unutma. aklımdasın.

Pinky Freud dedi ki...

Ya onlar öylesine cep telefonuyla çekilmiş fotoğraflardı.
Yazın daha anlamlı bir şeyler çektirip koyucam .d

deep dedi ki...

şimdi bak, bikaç fotonu koysana, koy ben göreyim sonra kaldırırsın. yaza başka. koyarsın. 18 demiştik :) ama belli olmaz :)

Pinky Freud dedi ki...

Neye 18 demiştiniz? .d

deep dedi ki...

hiçbişey. unut gitsin. espri sadece. boşver unutmuşsun demek ki. kapatalım bu konuyu.

ama koysana foto.
benim için sadece.
:)

127 saati de unutma.

8ex-en8 dedi ki...

Aydınlı msn..?

yaş tahta dedi ki...

Vassaf'ın denemesini merak ettim gerçekten bulup okumam lazım çünkü tespiti çok yerinde; hele ki sanatçı ve suçlu benzetmesi çok hoşuma gitti. Sanatçılar değil midir zaten yaratımla tanrıya karşı her defasında suç işleyenler.

Pinky Freud dedi ki...

8ex-en8; izmirliyim de fotoğraf kuşadasından.

yaş tahta; sanatçı benzetmesinden emin değilim okuyalı bir yıldan fazla oldu ama suç kesinlikle vardı.

Burak Özkan dedi ki...

gündüz otoritenin sembolü değil, pinealin işidir. her şeye de bu kadar romantik yaklaşılmasın canım. :)

byvayet dedi ki...

gündüzleri kendimi ortalık malı gibi hissederim.herkes öyledir.insan varolduğunu,varoluşunu,ruhunu,benliğini gece fark etmez mi? coelhonun dediği gibi herkes uyurken mavi saati görmek,alacakaranlıkta yürümek sihir değil midir? onlar horlarken,insanlık horlarken sen;güneşin doğduğunu,gökyüzünün simli ve pembe olduğunu görürsün.onlar uyur,sen yaşarsın.;)