Sayfalar

Kasıntı Öztürkçeye Hayır!

Şu öztürkçeleştirmeye bi son verin!


Romantizm yerine Coşumculuk
Pastoral yerine Çobanlama
Paralel yerine Koşut
Sadist yerine Elezer
Simetri yerine Bakışım
Empati yerine Eşduyum
Sempozyum yerine Bilgi Şöleni
Sendrom yerine Belirge
Enerji yerine Erke
Sarhoş yerine Esrik
Bakire yerine Erden
Sinerji yerine Görevdaşlık
Çip yerine Yonga
Jakuzi yerine Sağlık Havuzu
.

Ne bu ya ne bu?! Okuduğumdan bir şey anlamıyorum başlarım böyle türkçeye. Ateizm yerine tanrıtanımazlık deyince kelime yerini bulmuyor tad vermiyor. Olmuyor zorla güzellik olmuyor!

Dile yerleşmiş kelimeler ne diye söküp atılmak isteniyor bilmem! Nesil farkı oluşsun benim, dedemin kitaplarında neyden söz edildiği hakkında hiçbir fikrimin olmaması gibi bizim okuduğumuz kitapları da torunlarımız anlamasın... Amaç bu.

Neymiş sömürge uluslar gibi dilimize sahip çıkamıyormuşuz. Hadi canım! Ekonomimize, sanayimize sahip çıktık sömürge olmadık da dildeki yabancı kökenli sözcükler yerine -gaç, guç eklemeli kelimeler getirmeyince mi sömürge olduk!

Geçenlerde okuduğum kitabın yayınevi öztürkçe basım yapacağım diye kasa kasa bir hal olmuş. Sinirim bozuldu okuyorum anlamıyorum illa sözlük kullanmam gerekiyor, sözlükten bakınca da aslında konuşma dilimizde sıkça kullandığımız söz, söz öbekleri yerine kasıntı ama öz be öz türkçenin tercih edildiğini görüyorum. Hal böyle olunca kitabı attım bir köşeye sonra TDK'nın sitesi girdim, sözcük öztürkçeleri diye bir bölüm var. Mesela terapi yerine tedavi yazmışlar. Tedavi Arapça deva kökünden türemiş bir fiil, başına Arapça'da isimleri eylem yapan "te" konulmuş deva bulmak anlamına geliyor bu haliyle. Aman Latin kökenli değil Arap kökenli kelimeler kullanalım konuşurken! Terapi yerine tedavi lütfen! İşin ilginci niye öztürkçe bölümünde bu sözcük? İyice gerildim.

Fanatik'in çevirisi olarak da bağnaz'ı koymuşlar. -Evet sayın seyirciler fenerbahçe bağnazları tribünleri yavaş yavaş doldurmakta( dur bir dakika tribünün karşılığı ne?) "Sekilik" çıktı. Baştan alıyoruz;
-Evet sayın seyirciler fenerbahçe bağnazları sekilikleri yavaş yavaş doldurmakta.
Aslında seyirci yerine izleyici denilmesi gerekiyor deyip durumu abartmak istemiyorum.

Dilde yenileşme hareketleri Tanzimat'tan sonra özellikle Genç Kalemler dergisiyle ivme kazanmış. Daha sonra harf inkilabı, Türk Dil Kurumu'nun kurulması derken acele bir sadeleşme ve özleşme hareketi baş göstermiş. O zaman için gerekliymiş de bu çalışmalar, Özellikle 19.yüzyılda halk Arapça, Farsça(Osmanlıca) esintili kelimelerin ve Orta Asya gramerinin harmanı bir dil konuşurken aydınlar Fransızca başta olmak üzere Avrupa dillerini kullanıyormuş. Dolayısıyla sınıf farkından doğan dil çatışmasının engellenmesi icap etmiş. Ama günümüzde böyle bir çabaya gerek yok.

Üstelik dünyada ortak terimlerden oluşan bir bilim, felsefe, sanat dili vardır ve öyle kalmalıdır da... "Ahmet Mithat Efendi
eserlerini coşumcu bir tarzda kaleme almıştır."

-Ku -gaç -daş -ge li hecelerin çok bulunduğu cümleler ve konuşmalar kulağa ve göze hiç hoş gelmiyor. Çincenin bir değişik versiyonu gibi. Böyle sesler çıkaracağımıza Avrupa fonetiğini kullanalım daha iyi. Hem de yabancı dil öğrenmek daha kolay bir hal alır, ortak olan sözcükler unutulmaz çünkü. Tabi buna karşı çıkanlar olacaktır dilimiz kültürümüz aman aman diye fakat dil iletişim kurmak yani insan hayatına yarar sağlamak amacıyla oluşturulmuş sesler bütünüdür ve dile pragmatist şekilde yaklaşılmalıdır. Bu arada pragmatizm yerine yararcılık? I-ıh olmuyor..

34 sesleniş:

8ex-en8 dedi ki...

zaten biz onları kullanmıyoruz mrk etme xD ilk kez duydum.

Pink Freud dedi ki...

Biz kullanmıyoruz, ama kitaplarda dergilerde kullanılıyor.

orhan dedi ki...

dilbilim ve çeviri dersleri almış biri olarak söylüyorum: çok iyi bir yazı bu. yani kendimi tutamayıp "bunu sen mi yazdın gerçekten?" diyesim geliyor açıkçası.

yalnız şunlar doğru değil:
"halk Arapça, Farsça(Osmanlıca) kelimelerle konuşurken aydınlar Fransızca başta olmak üzere Avrupa dillerini kullanıyormuş"

tam tersine osmanlıca bürokrat dilir. halk dili gayet türkçedir. din dolayısıyla arapçanın etkisi vardır biraz halk dilinde o kadar. farsça ise edebiyat ve genel olarak kültür dilini etkilemiştir. yani halk türkçe konuşurken bürokrat ve zengin kesim türkçe-arapça-farsça karışımı osmanlıca kullanılıyordu. sonra da aydınlar sayesinde osmanlıca fransızcadan etkilenmeye başlıyor. ama bu arada halkın konuştuğu dil hala türkçe. en son osmanlının yıkılıp dil devrimiyle öztürkçeleştirme başlıyor ama öztürkçeleştirme osmanlıcaya yapılıyor. çünkü devlet eğitim dili olarak istanbul türkçesini baz alıyor. istanbul türkçesi ise eski başkent olduğu için osmanlıca ağırlıklı. anadoludaki asıl öztürkçe ise tevhidi tedrisat ile istanbul türkçesi etkisi altına giriyor. yani özetle istanbuldakiler anadolu türkçesini kaba bulduğundan (eskiden osmanlıda farsça kibar dil, türkçe kaba dil idi onun etkisi)orta asyadan türkçe ithal ediyorlar. durum bu.

gerisi önemli değil... dedi ki...

u bir süreç sadece. savcı kelimesi de çok saçma aslında. ama savcı kelimesi, müdde-i umumi kelimesinin yerine konulmuş. halk da benimsemiş. hakim yerine yargıçı benimsememiş. hala hakim deriz. mektep terkedilmiş, okul denilmiş. şimdi mektepin ayrı, okulun ayrı bir anlamı var. süreç içerisinde halk işine gelini, işine geldiği gibi kullanıyor. düşünürsen eğer bilgisayar da çok mantıksız bir kelime. ama tutmuş. yukarıdaki yeni kelimelerin hiç birini şahsen kullanmam. ölmeye mahkum kelimeler onlar. sadist kelimesinin kökeni zaten de sade'den gelir. elezer kimki o kelimenin yerine kullanılsın :) belki çok meşhur bir sadistimiz ortaya çıkar ve sadit yerine onun adını kullanırız. ne bileyim, nedimci falan deriz :) paralel yerine zaten enlem kullanılıyor. koşut çok saçma.

ama ilgi çekici olursa kullanılır. faks yerine neden belgegeçer diyeyim mesela. faks daha basit. atatürk'ün yaptığı iş aslında akıl alır gibi değil. binlerce kelime üretmişlerdir. ama işin saçmalığını onlar da görmüştür. bir süre sonra o iş bitmiştir.

kitaplarda kullanılması meselesine gelince;

kimse o kitapları okuyamazsa, bir süre sonra kimse olmaz. yazarları zarar eder.

AD dedi ki...

Konuşma diline zaten bu kelimelerin girmesi imkansız gibi..Açıkçası ben de kitaplara, dergilere girmesini pek istemiyorum.

Ama şöyle bir şey var.Mesela start, finish, mersi gibi kelimeleri de kullanmayalım.Ne konuşmada ne de yazıda.Bu kelimeleri kullananlar var çünkü...

Pink Freud dedi ki...

Orhan; gerçekten ben yazdım (:
Hani divan edebiyatında da olduğu gibi Osmalı'da, bir zamanların seçkin kişileri arapça ve farsça kullanmaya düşkünmüş. Ama o zamanlar eskide kalmış. Hani tanzimatla birlikte Osmanlı da sanatta yüzünü batıya dönmüş ve aydınlar kullandıkları dile fransızca başta olmak üzere avrupa dillerinden sözcükler akıtmaya başlamışlar ya. Örneğin; Araba Sevdası, İntibah vs gibi romanları okuduğumda, elit kesimin günlük hayatta alelade bir şey söylemek için bile fransızcayı kullandığını görmüştüm.
Ayrıca yazar halktan kişileri konuştururken de anlamadığım bir dil kullanmıştı yani ne aristokratların(ya da aristokrat geçinenlerin) ne de halkın dilinden anlayabilmiştim kitabı okurken. Sürekli dipnotlardan yararlanmak zorunda kalmıştım.
Sanki anlattığımız dönemler arasında fark var. Evet bize de anlatılmıştı bunlar; türkçe kaba
Bu arada ben bunları lise bilgilerimle yazıyorum sense üniversite bilgilerinle, yani haklı olma olasılığın daha fazla.

Tanrıça D. dedi ki...

evet, ben de karşıyım bu kadar sert bakılmasına. Tamam, elbette gelenek ve kültürlerimizi - çağın gereklerine göre- koruyacağız ama , bu işin bokunu çıkarmak anlamsız yani.

Bazı kelimeler için bu geçerli olabilir ama bırakın da özgürce konuşalım.

Pink Freud dedi ki...

AD; bence imkansız değil sonuçta kitaplarda dergilerde gazetelerde yazım diline girerse bizim dilimize de girer. Evet ben de istemiyorum.
"Maça start verildi" de çok kasıntı haklısın.

gerisi önemli değil; elezeri şöyle açıklayabiliriz bence el ve ezer. Yani elden kasıt yabancıdan başkası anlamına gelmiş. Ezer de ezmekten işte. Başkasını ezince aşağılayınca mutlu olana elezer diyelim mantık bu :D
Kitap meselesine gelince de bu yazarların suçu değil ki, zaten çeviri eserlerde kullanılıyor bu iğrenç türkçe. Mesela en son Gabriel Garcie Marquezin Kolera Günlerinde Aşk'ında çıldırmıştım bunlar ne demek diye, hatta yukarıdaki çoğu kelime de o kitaptan.

Tanrıça D. ; sana hak vermekle birlikte geleneklerimiz bize fayda sağlamıyorsa hala onları sürdürmenin ne anlamı var diyorum.d

özge dedi ki...

bu sürdürüp sürdürmemeye bu kadar kolay karar verilebilecek bişey değildir bence.nasıl içinde yaşadığın toplumun koşullarından ister istemez etkileniyorsan kültür de o toplumun en temel parçası olarak seni etkiler.kültürler değişir ve ilerler.ama kültür yozlaşması kültür değişimi demek değildir.ben tanrıtanımaz(bu sadece gıcıklık olsun diye) biri olarak büyük çoğunluğunun kaynağı din olan geleneklerin devam etmesini savunuyorum.dikkat ettiysen birçok geleneğin uygulanması alışganlık haline gelmiştir ve uygulanırken pragmatist düşünülmez.nazar boncuğu kavramının şamanizmden günümüze gelmesi gibi kültürün içine girer.ve bir milleti millet yapan şey kültürdür.belki bu yüzden abd nin politkası pragmatizme bu kadar yakındır.yaşatmaya çalıştıkları bi kültürleri olmadığı için.

Burak Özkan dedi ki...

Yazıyı ben de çok iyi buldum. Diğerlerinden farklı bir duruşu var.

Ancak şu da var ki, bu bahsi geçen sözcüklere o kadar da çok sık rastlamadım şimdiye kadar.

ribelle_ dedi ki...

Geçen dönem yabancı eğitim gördüğüm sevgili üniversitemdeki zorunlu türkçe dersinde hocamla sürekli tartıştım bu konuda, en sonunda beni bırakcak galiba dedim.. Ay bişiler konuşuyoruz, sürekli insanları düzeltiyo, zaten tek düze uyku getirici bir sesi vardı dayanamadım artık, hocam dedim bi bırakında özgürce ifade edelim kendimizi dedim, türkçe eğer bizim söylemek istediklerimizi karşılayamıyorsa bu bizim suçumuz değil dedim, türkçeyi koruyacgz diye, iletişim kopukluğumu yaşayalım dedim illa =) bakma yumuşatarak anlattım burda ama daha ser bir konuşmaydı, yazını okuyunca o ders geldi aklıma.. ama sölediklerine çok katılıyorum cnm..

alican dedi ki...

baştan sona haklısın katılıyorum

Profösör dedi ki...

Tintin ve ulusal düddürü de yeni kelimeler. Bunları da kaldıralım.

Pink Freud dedi ki...

Özge; Sürdürülüp sürdürülmemesi bu kadar kolay karar verilebilecek bi iştir. Fakat sürdürüp sürdürmemek o kadar kolay değildir. Nazar boncuğu takmak gibi önemsiz detaylardan bahsetmiyoruz zaten. Mesela basitçe kültürümüzde ataerkillik tamamen yıkılmalıdır bana göre. Dediğin gibi bi faydası olmasa da bize alışkanlıklarımız olmuştur gelenek, gereksiz alışkanlıklardan da kurtulmak gerek. ABD'ye özgürlükler ülkesi denmesinin sebebi ortak kültür olmayışıdır belki de..

Burak; en fazla rastlanılan sözcükleri koysaydım buraya o kadar ilgi çekici olur muydu sence? Ben de o kadar sık karşılaşmadıysam da karşılaştım.

Ribelle; değil mi değil mi niye kasıyoruz türkçeye uyacağız diye? Eğer kendimizi ifade edecek sözcükler bu dil içerisinde yer almıyorsa, bizde başka dillerden kelime aktarımı yaparız bu da gayet doğal ve yerinde bir davranış olur (:

Alican; teşekkürler .d

Profösör bir şey sorabilir miyim niye profesör değil profösör?

Burak Özkan dedi ki...

Meselenin, ilgi çekici olmakla ilgisi olduğunu bilmiyordum.

Profösör dedi ki...

Çocukluğumuzda Teksas, Tommiks, Zagor gibi çizgi romanlar okurduk. Tommiks çizgi romanında Tommiks'in macera arkadaşları vardı. onlardan biri de Profösör idi. O zamanki çizgi romanların balonlarında ingilizceden türkçeye çeviri yapanlar profesör yerine profösör şeklinde transkripsiyonunu yapmışlar. Hala eskiler profösör olarak telaffuz ederler. Bu kelimenin fransızca yazılısı professeur olarak yazılıyor.

Bu arada Ben de çizgiyle ilgilendiğim için, o zamanlarda ingilizce konuşma metinlerini, türkçe olarak balonlara yazma işi de yapmıştım. Bir ara da karikatüristlik de yaptım.

İlginiz için teşekkür ederim.

deepblueeagle dedi ki...

haklısın elbette.

ancak. yerleşen de var yerleşmeyen de.

aslında yeni sözcükleri kullanan ve yerleştiren edebiyatçılardır. sonra da halk.

yazdığın sözcüklerin bir kısmı çok tuhaf, komik, gerçekten. bazılarını hiç duymamışım bile.

ancak, coşumculuk, esrik, koşut, eşduyum, yerleşeli çok oldu.

Pink Freud dedi ki...

Burak; oturgaçlı götürgeç örneğini verseydim çok klasik olmaz mıydı? Şahsen otobüs yerine oturgaçlı götürgeç denilirmi diye başlayan bi yazıyı okumazdım.

Teşekkürler Profösör biz yeni versiyon Teksas Tommiks bilmiyoruz yani en azından kendi adıma :)

deepblueeagle; Şahsen eşduyumu benimseyebildim ben sadece, hatta eşduyum deyince yine farklı çağrışımlara gidiyor zihnim. Hiçbirini sevmedim. Yazıda da dediğim gibi tanrıtanımazlık bile batıyor bana .d

deepblueeagle dedi ki...

olabilir elbette. hepimiz farklı sözcükleri benimsiyoruz. ben de koşut, esrik kullanıyorum ancak empati diyorum. böyle böyle bazıları oturuyor, bazıları eleniyor. yazarken herkes kendi sözcüğünü kullanır dilediği gibi. yine de biz aydın gibi olanların bazı konularda öncü olması gerekebilir. :)

Pink Freud dedi ki...

Aydın gibi olanlar .. :)
Hepimiz farklı sözcükleri benimsiyoruz ama bana bu yazıyı yazmadan önce koşut evrenler desen benim içimden geçireceğim şey;
-O ne ki?! eyvah bilmediğim felsefi bi terim çıktı, nette araştırmalıyım vikipedii!
olurdu.d

deepblueeagle dedi ki...

tamam tatlı ve çok bilmiş pink fröyd :)

reich'ın orgon diye bi ışığı vardı. belki sende de gözüküyordur. :))))

Burak Özkan dedi ki...

Siz aydın gibi olanlar nedir yahu? Neyin öncülüğüymüş bu?

Pink Freud dedi ki...

Çokbilmiş mi? Hayııır ne yaptım ki ben şimdi? .d
Oysa önceki yorumum gayet mütevazıydı :(

deepblueeagle dedi ki...

ama ne ilginç. tweeter'daki pink freud izmirli üniversiteli esmer gibi.
sen de öylesin sanırım.

ama o, hep komiklik yapıyo sözde.
:)

senin esprilerin daha cynical, dark humour olur haliyle. zeki, duyarlı, aydın gibi :) olduğun için.

iyi ki yazıma yorum yapmışsın.
:)))

Pink Freud dedi ki...

O zaman twitterdaki Pinkle tek ortak yönümüz İzmirli olmamız :)

Bu arada teşekkürler :)

Burak'ın yorumunu gördün mu bu arada?

Deli Paratoneri dedi ki...

burdaki sözcükler biraz uç örnekler olmuş aslında :D ben öztürkçeye evet diyenlerdenim. ama abartılmasına da karşıyım. mesela yerine örneğin derim, mesaj yerine ileti derim falan. burda senin dediklerini iyi araştırmak gerek. örneğin empati tam olarak eşduyum olarak çevrilemez, daha geniş bir kavram çünkü...
neyse çokbilmiş gibi konuştum :P

Pink Freud dedi ki...

Bence uç örnekler olmadı çünkü çoğuna rastladım :)
Ben TDKdan buldum daha iyi bir kaynak biliyorsan oradan araştır ve sonuçlarını da bana ilet lütfen.d

özge dedi ki...

uzatmak istemezdim ama bu cevabı sınıfta edebiyat sınavı öncesinde sölemek yerine burda sölemeyi mantıklı buldum.ataerkil yapı gibi kavramsal şeyleri kastedmiyordum.senin her zaman itiraz ettiğin ramazan davulu düğün dernek,kına gecesi gibi şeylerden bahsediyordum.ve şuna emin olabilirsin ki abd özgürlükler ülkesi değil.

Pink Freud dedi ki...

Ataerkillik kavramsal değil bence, neyse düğün dernek kına gecesi gibi şeyleri sonuçta isteyen yapıyor isteyen yapmıyor, ama sokak düğünlerinin ramazan davulcularının ucu bize de dokunuyor. Yetkili kişi olsam yasaklardım bunları. ABD ise fakirler hariç özgürlükler ülkesi.

Deli Paratoneri dedi ki...

Dil Derneği'nin sitesini öneririm. Ben TDK yı sevmem zaten :)

Adsız dedi ki...

Siz anlamıyorsunuz çünkü Türk eğitim sistemi size bunları öğretmedi. Size öğretilmeyen şeyler yani anlamadığımız şeyler kötü şeyler demek değildir. Sadece "bilmediğiniz şeyler" demektir. Atatürk dil devriminden sonra Türkler okuduklarını anlasın ve ülkede bilimciler artsın diye üçgen dörtgen gibi Türkçe çeviriler yapmış, üniversite açıldığında süreç içinde bu okulun adını da Türkçeleştirin demiştir. Bir dilin nece ve nasıl konuşacağı tamamen eğitim sisteminin, yasaların ve hükümetlerin tekelindedir. Tarihe bakarsanız Türkçe'nin değişmesi İslamiyet'ten sonra başlamıştır. Bu dönemden önceki şiirler "yaruk tengriler yarlıkazun" gibi bugün anlayamayacağımız arı Türkçe'yle yazılıyordu. Türkçe'ye bunca Farsça ve Arapça kelimeyi sokan kişiler halk değil Türkiye öncesindeki yöneticilerimizdir. Sizin saydığınız (ve saymadığınız yüzlerce) kelimeyi anlamamamızın nedeni 85 yıl sonra halen Osmanlı kimliğinden çıkamamış olmamızdır. Türkiye kurulduktan sonraki İngilizce baskınının nedeni de yine halk değil yöneticilerdir. Türkiye'ye "mall" kelimesini yöneticiler getirmiştir. Latin alfabesine geçişimizi de halkımız değil Atatürk gerçekleştirdi. Sadece bu gerçeğe bakarak yönetimin dildeki gücünü görebilirsiniz. Bir milletin kendi öz dilinden utanması ve bunu gülünç bulması kendi kimliğini aşağılık görmesi demektir. Umarım düşünceleriniz değişir. Saygılarımla.

Pink Freud dedi ki...

Yazdığım yazı söylediğiniz çoğu şeyle pararellik taşıyor fakat bazı noktalar yanlış anlaşılmış ben cumhuriyet dönemindeki öztürkçeleştirme hareketine karşı çıkmam hatta desteklerim de.
Osmanlıca konuşalım da demiyorum.
Şu an artık oluşmuş olan bir dil var bunu değiştirmeye çalışmak saçma. 2000ler türkiyesi için konuşuyorum.
Üstelik her dil zaman içinde değişmiştir buna avrupa dilleri de dahil. Biz hala 700lü yılların türkçesini konuşamayız herhalde değil mi? Hem kendimizi ifade etmekten hem de estetikten yoksun bir dil kullanmak ne fayda sağlayacak?
Öz dilimle övünmediğim gibi ondan utandığım da yok. Milliyetçilik damarımızı kabartmadan düşünelim;türkçe bana dünya çapında bir prestij kazandırmıyor. Hatta dilde globalleşme sağlansa daha iyi olur.
Ayrıca gülünç bulduğum şey yapay bir eskiye dönme çabası. Sonuçta ben nasıl osmanlıca konuşalım dersem bana gerici derseniz öztürkçe göktürkçe konuşalım dediğimde de gerici olmuş olurum.

Adsız dedi ki...

Evet ama sen suje legal smoke global falan yazinca da kimse seni anlamiyo ayni sorun burda da ortaya cikiyo yani.her seyi ozturkcelestirmeye calismak da sacma degil bunlarin tutulanlari tutulacak tutulmayanlari zaten silinip gidecek . Kimse kimsenin agzini bantlayip onu deme bunu deme demiyo ki

Pink Freud dedi ki...

Şimdi bakın karıştırdığınız nokta şu ben kitap ya da derdi yazarı değilim sahibesi olduğum blog da gayriresmidir ve hiçbir kurumla kuruluşla ilişkili değildir. Gayet nev-i şahsıma münhasır. Anlatabiliyor muyum? Ben istersem yarı fransızca yarı ingilizce yarı türkçe yazarım anlamayan okumaz. Ki burada kullandığım ingilizce de gayet basit. Bir zahmet bunların anlamlarını bilmeyen insanlar araştırıversinler iki kelimeye sözlükten bakıversinler.