Sayfalar

Sahte Özgüven Sendromları

Ezici bir çoğunluk tarafından öyle olduğu kabul edilen -yani gerçekten- güzel veya zeki olan insanların kendilerine güven duymalarına ya da duysalar bile bu özgüveni beyan etmek için çaba harcamalarına gerek yoktur çoğu zaman.
Dışarıdan bakıldığında harikulade gözüken bir insanın "ben kendimle barışığım" demesine lüzum yoktur. Çünkü vücudunla beyninle ruhunla barışık olduğunu düşünecek kadar irdelemişsen kendini, kusurlarının da farkındasın demektir. "Eksiklerime rağmen kendimi seviyorum, sevmeye çalışıyorum, en azından siz öyle bilin istiyorum"un tek kelimelik özeti özgüvenliyimdir.

Sürekli ne kadar muhteşem olduklarını ima eden kişilere sinirlenmeden önce acıyın hatta merhamet edin çünkü onlar kusurlarının farkında olup diğerleri fark etmesin diye çabalayan, kendilerini ancak başkaları sevdiği-beğendiği taktirde kabul edebilecek olan insancıklardır.

Özeleştirinin dozunu kaçırıp kendini sürekli yerden yere vuranlara da merhamet edin (yok yok etmeyin merhametten maraz doğar memnuniyetsizliklerini size de bulaştırırlar) çünkü bunlar da zayıflıklarından prim yapmaya uğraşırlar. Eksiklerimin farkındayım hatta bunları açıklama cesaretine ve açıksözlülüğüne sahibim benliğimde hissettiğim boşlukları bu saydığım niteliklerimle dolduracağım ve karşımdaki kişiye ya zeki-olgun ya da sempatik-hoş gözükeceğim diye düşünürler.
Saydığım iki tür özgüven muzdariplerinden ikinci grup tabi ki daha farkındalıklı bireylerden oluşur hatta belki de güven yoksunluklarını gizlemek istemeyen kişilerdir bunlar.

Neyse şimdi daha eğlenceli olan türe gelelim, bu topluluğun çoğu kaç yaşında olursa olsun ergenlikten çıkamamış dişi bireylerden oluşur. Aşırı makyajlı, aşırı dikkat çekici giyinen, saçları fazla yapay bir renge boyanmış, gözleri lensli kızlar bize doğal hallerinden memnun olmadıklarının sinyallerini verirler, öyle ya kendilerini güzel hissetseler bunca şeyi yapmaya gerek duymazlardı. Bir yandan da geçtikleri işlemler sayesinde bakımlı olduklarını düşünürler ve burnu havada gezmeye başlarlar.
İşte salak kız imajı tam da bu çelişkiden doğar! Hem görünüşleri hem de davranışları yapay olan bu güruh bize özgüvenin ekmek su kadar mühim olduğunu ispatlar. Gördüğünüz gibi eksikliğinde ciddi davranış bozuklukları ortaya çıkar.

Peki kusursuz değilsek nasıl kazanacağız bu özgüveni? Şimdi bu sorunun ardından sizi elbetteki kişisel gelişim kitaplarındaki mantıksız saçma tavsiyelere boğmayacağım. Kendine güven duymanın yolu kaliteli sevgi veya ilgidir.
 Acı gerçeğe buyurun; bir şekilde bir zamanlar birileri tarafından onaylanmışsanız, sevilip sayılmışsanız kendinden emin biri olursunuz. Aksi taktirde ne kadar kitap okursanız okuyun fikirleriniz beğenilmedikçe ne kadar film çekerseniz çekin ne kadar muhteşem piyano çalarsanız çalın ne kadar mükemmel rol yaparsanız yapın alkış almadıkça ve ne kadar harika görünürseniz görünür birileri sizinle tanışmaya çalışmadıkça iltifat almadıkça beğendiğiniz kişinin ilgisini çekemedikçe kendinizi koca bir sıfır kabul edersiniz. Hayat pek adaletsiz her zamanki gibi.

10 sesleniş:

(:BGM:) dedi ki...

Keyifle baştan sona okudum. Özet olarak;
1.si Özgüvenlerini her daim dile getirme isteğinde olanlar
2.si Zayıf noktalarını her daim dile getirme isteğinde olanlar
3.sü Salak kızcağızlar.
1. sinde, sürekli özgüvenini dile getiren insanlar bana kalırsa, ya karşısındakini (cahilce) etkilemeye çalışıyordur. Karşısındaki de o seviyede 1 cahilse, süper 1 uyum alır başını götürür:) Ama değilse, zaten bu insandan zarar gelmez. Bana göre buna en güzel örnek: 55 yaşına gelmiş, antropoza girmiş, kel olan saçlarını kazıtmış,deri mont ve motor alarak, 18 lik çıtırlara asılan amcalar:)
2.si bana kalırsa kimse sürekli zayıf noktasını dile getirmez dilencilerden başka. Onlarında tek 1 amacı vardır, kendini acındırmak.
3.sü ise kesinlikle süper 1 örnekle anlatılmış. Ama sadece teenage genç kızlarla sınırlandırmak yanlış bence. Çünkü o sınıfa toplumun %62si girebilir. Modifiyeli pavyon renkli arabalı, kaslı oğlanlar, ağzı kokan ama tommy kazaklı gençler, emolar, cool, hippi ayağına takılan insancıklar... yani kısaca tüm uçlar denebilir.
Acı gerçeğinize gelince de; eğer bence biri birşeyi iyi yaparsa zaten taktir alır ve özgüveni hep yüksek olur. O yüzden bu gerçekte bana 'acısı' çıkartılırsa daha mantıklı gelir. Çünkü zaten iyi yapmazsa, özgüveninin yüksek olmasının bir anlamı yoktur.

Süper bir yazı, diğer yazılarınızı da bekleyeceğim:)

Pinky Freud dedi ki...

BGM; cık çok fazla kişi tanıyorum zayıflıklarını kolayca gözler önüne serebilen, ilk zamanlar bana da çok tuhaf acizce gelirdi ama bu kişiler diğerlerine sevimli gözüküyor anlatabiliyor muyum ego meselesi. Biri sürekli daha üstün olduğunu vurgularken diğeri asla üstün olamayacağını vurguluyor ve senin egonu da rahatlatıyor mesela puccayı ele alalım okuduğum birkaç yazısında sürekli erkekler konusunda bahtsızlığından fazla kilolarından güzel olmayan bacaklarından yakınmış, işte pucca bu yüzden insanlara samimi gerçekçi geliyor.
Sadece teenagelerle sınırlandırmadım ki zaten ergenlikten kurtulamamış sürekli ilgi çekme merakında olan kızlar dedim. Bu ilgi çekme merakını da sevgi eksikliğine dayandırdım (:
Üzgünüm ama acı gerçek değişmiyor çünkü bir işi iyi yapmış olmak değil o işle insanların taktirini kazanmak önemli özgüven için. Ayrıca burada iyi kavramı sorgulanmaya çok açık. Sahibi olduğun bir işi özelliği vs başkalarının beğenisi olmadan iyi diye nitelendirebilmek zaten özgüven ister. Bir de şöyle düşün insanlar kıskançlıklarından çoğu hoşlarına giden şeye eleştirel yaklaşıyorlar :/

(:BGM:) dedi ki...

İşte dediğim nokta, sadece kızlar değil, genel toplum zaten ergenlik döneminin ötesine gidememiş, sen buna sevgi eksikliği diyorsun bende buna ek olarak, kendini geliştireme mişlik, aileden yeteri farkındalığı görememişliğinde etkisinin yüksek düzeyde olduğunu düşünüyorum.

Bana göre iyi iş, zaten taktir görür. Sende iyi iş görecelidir diyorsun, evet kesinlikle haklısın ama bence yine de optimum düzeyde bir standart vardır. İyi piyano çalmak (en azından bilmeyenlere göre:)), işini zamanında bitirmek gibi... Sahibi olduğun işin varsa, bunun taktir karşılığı paradır, bu da özgüveni zaten yükseltir. Eğer bir özelliğin varsa da, bu özelse veya enteresansa bunun fark edilebileceği doğru yerdeysen zaten özgüvenin yükselir. Ama doğru yerde değilsen. İşte o zaman sıkıntı. Hemen buna küçük bir örnek vermeyi isterim, babamın bir arkadaşı babamı aradı, bize gelip bi bizim oğlanla konuşsana, tarih okucakmış üniversitede gerizekalı, hem okulunun birincisi, hemde tutturmuş tarih diye. O gün onlara gittiğimizde, çocuk babama anlatmaya başladı, ermeni tarihini, bir karış kalınlığında 4-5 kitap getirdi. O gün anlattıklarını babam bile anlamdı, çünkü çocuk gerçekten çok şey biliyordu ve onu gerçekten istiyordu ve iyi yapıyordu. Sonuç mu? Babası 3 senelik lise hayatında çocuğu hep ezdi, üniversitede 2 tercih yaptı, 1i odtü tarih, 2. si boğaziçi tarih (yanlış hatırlamıyorsam), odtü tarihe gitti, 2. sene sınıf atlattırdılar, bütün öğrenim hayatı boyunca burs yağdı, 1 ay önce de doktora için ingiltereye gitti. Bu çocuk özgüvenli mi! Hayır, çünkü ailesi hep ezdi, baskı gördü, öğretmen ol, doktor ol diye. İşini iyi yaptı ama anca şimdi taktir görebiliyor ve iş işten geçip, kişiliğinin en önemli sürecini tamamladıktan sonra. Bence işte en önemlisi doğru yerde olabilmek. Bu da bana göre şans faktörünü de devreye sokar.
Bu tatlı dialog için teşekkürler;)

Pinky Freud dedi ki...

BGM; Bence herkes kendini geliştirebilecek kapasite olmuyor (: bak bu konuda ilginç bir tespitim var kişi ne kadar fazla sevgi eksikliği duyuyorsa o kadar farkındalıklı kendini geliştirmiş oluyor tabi bunda zeka faktörünün katkısı da yadsınamaz.
Ayrıca bence bir standart yoktur, insanların ortalaması vardır. İşte örnekte de anlattığın gibi taktir edilesi üstün bir nitelik beğenilmediği gibi bir de aşağılanmış. Mesela askeri bir toplumda harika resimler çizen estetiğin doruğunda heykeller yapan biri ne saygı görecek ne de özgüvenli olacaktır. Dediğin gibi biraz da zaman ve mekan meselesi yani dediğin gibi şans faktörü burada devreye giriyor (:

AlpereplA dedi ki...

"askeri bir toplumda harika resimler çizen estetiğin doruğunda heykeller yapan biri ne saygı görecek ne de özgüvenli olacaktır." dedin de aklıma geldi Adolf Hitler çıplak erkek resimleri çizermiş. hobi işte. O.o

AlpereplA dedi ki...

konuyla alakası yok tamamen çağrışım.

BGM dedi ki...

Evet ama Hitler bence bir örnek olarak gösterilemez. Çünkü eşi benzeri olmayan bir ruh hastası. Yani normal biri değil.

AlpereplA dedi ki...

"konuyla alakası yok tamamen çağrışım." derken kastettiğim de tam anlamıyla buydu. örnek olarak göstermedim sadece aklıma geldi ;)

Pinky Freud dedi ki...

Alper; Almanlar askeri bi toplum değil derdim eğer sen tamamen çağrışım demiş olmasaydın.d

AlpereplA dedi ki...

Muhalefet etmek için herşey hazır da uygun ortamın oluşmasını bekliyorsun anlıyorum seni. :D