Sayfalar

İtiraf

İnsanların, özellikle muhafazakarlar olanların neden materyalist düşünce biçiminden korktuklarını anlıyorum hatta son zamanlarda hak bile veriyorum.
Bir de evrimi biyolojik açıdan temel kabul etsem ve aksini asla mantıklı bulmasam da antropologların bu işi bayağı çarpıttığı kanaatindeyim ve sosyo-psikolojik uyarlamalardan bazen ben de rahatsız oluyorum. Ayrıca evrimi diğer sosyal bilimlere yayma fikri ilk olarak Herbert Spencer tarafından ortaya atılmış.

Hani şu haberler var ya "sarışınların daha çekici olduğu kanıtlandı", "büyük göğüslü kadınlar evrimsel açıdan daha avantajlı" bla bla. Yani bunlara inananınız kaldı mı bu kadar salak olanınız? Bir kere Pelin Batu denen süs bitkisi de böyle bir laf etmişti. İnsan varlığı bu kadar basite indirgemek tamamen zeka yoksunluğu belirtisi. Yani hala düalist olmamama rağmen ve eskiden "mekanik materyalizm kalp La Mettrie işte diyalektik materyalizm Marx akar" falan şeklinde dolanmama rağmen insanın fazla çok fazla basite indirgendiğini düşünmeye ve kızmaya başladım. Sadece bencillikle veya rekabetle açıklayamadığımız şeyler var.
Sosyolojiye Giriş'te beauty myth ile ilgili bir sunum yapmıştım işte ingilizce yazmıştım şimdi tekrar hatırlayıp koordine edip türkçesini buraya yazmak zor geliyor. Ama anlatacağım en kısa zamanda birçok konuda olduğu gibi insanların kişisel zevklerini bile manipüle eden medyanın oyunlarını ifşa edeceğim:P

6 sesleniş:

alter ego dedi ki...

Toplumsal Darvincilik ve türevleri darvin'in ölümünden sonra ortaya atılan düşünceler esasında. Yani evrim fikrini ortaya atan Darvin'i de, ondan sonra evrim teorisi üzerine çalışan biyologlar, fizik antropologlarını da ayrı tutmak gerektiğini düşünüyorum. Senin değerlendirdiğin açıdan, yani sosyal antropoloji açısından insanların mekan ve zamana uyumluluğu ile evrim'i ben de bağdaştıramıyorum. Fakat bunu bağdaştıramadım diye evrim bilimcilerin, biyologların, fizik antropoglarının çalışmalarını yadsıyamam, hatta benimserim her halükarda.

Bunu bu hale getiren başlıca etmen şüphesiz ki I. Dünya savaşı ve II. Dünya savaşı dönemleri. Bazı milletlerin sömürge altına alınabilmesi için onların ırkının zayıf olduğu düşüncesi insanlara benimsetilmeliydi ki bu sömürü olağan karşılanabilsin. Bunun için toplumsal evrim kuramları geliştirildi. Kültürel olarak zayıf olan toplum da doğal seleksiyon gereği yok olmaya mahkumdu düşüncesi empoze edildi. Keza II. Dünya savaşında da faşizan yönetimler kendi toplumları üzerindeki diktalarını sağlamlaştırmak için yine toplumsal davrinciliği savunup kendi toplumlarının üstün toplum olduğu algısı yaratmaya çalıştılar. Bunların hepsinde de başarılı olundu, insanlar bunlar yuttu tabi. Fakat artık günümüzde çok sular aktı, bunlar aşılmış olmalı, bilhassa bilim camiasında. Fakat son zamanlarda hissediyorum ki evrimin biyolojik gerçeklerini insanlar yadsıtmak için, evrimin toplumsal boyutlarına gönderme yapılıyor, tarihle yüzleştirme adı altında. Buna dikkat etmek ve ayrımına varabilmek gerek.

gerisi önemli değil... dedi ki...

kanıtlandı kısmı biraz saçma da olsa sarışın konusunda hak veriyorum. insanoğlu parlaklığı seviyor. tarih boyunca beyaz tenli olmak tüm avrasyada çok önemli bir ayrıcalık. e doğal olarak sarışınların çekici olması normal.

evrim salt sosyal bilimlere değil, her şeye uygulanabilir bir model. bugün çoklu evren teorisi bile evrim teorisinden esinlenmiştir. hem sorun rekabet değildir, uyumdur. uyumlu olan hayatta kalır..

sizin yaptığınız biraz bozkırkurtluğu. okumadıysannız bakmanızı tavsiye ederim :)

Eski Milenyum dedi ki...

Sadece bencillikle veya rekabetle açıklayamadığımız şeyler var. Çok güzel yazı çok beğendim, aklına sağlık.

Pink Freud dedi ki...

alter ego; Antropolojinin üç ana dalı var biyolojik antropoloji, antropolojik linguistik, kültürel antropoloji(etnoloji, arkeoloji). Şimdi bu biyolojik antropoloji de üçe ayrılıyor; paleontolojist, trimatolojist ve modern insanı ve çeşitliliğini araştıran grup. Ben bu tür işte "siyah kadın seven erkekler aksiyon düşkünü, suça eğilimli" vs araştırmalarının kaynağının popüler human variation'istler tarafından ortaya atıldığını düşünüyorum. Yani diğer antropoloji alanlarına lafım sözüm yok ve işlerinin kazı kazmaktan ibaret olmadığının bilincindeyim o tarihi kalıntıları yorumlamak mesela engin bir tarih bilgisi yorumlama yeteneği yaratıcılık ve iştah gerektiriyor. Yanlış yapılan çıkarsamalar bizi geçmişimiz hakkında çok büyük yanılgılara düşürebilir.
Senin de dediğin gibi Darwin'den sonra gelen düşünürler (belirli bir ünvan getiremiyorum başlarına örneğin Herbert Spencer hiç kurumsal yerlerde eğitim görmemiş ve bununla övünürmüş) entelektüela insanlar evrimi topluma da uygulamaya çalıştı ve bu amaçsız sadece bilimsel bilgiye ulaşma çabasından doğan bir uğraş değildi. Özellikle medya kitlelerin belirli şeylerden zevk almasını belirli şeyleri arzulamasını öğretti.
Bilim camiası bu fikirden vazgeçse bile halk katında hala çok fazla kabul görüyor. Mesela ben bile zaman zaman türk kimliğimden hoşlanmıyorum. Ya da ekşisözlük okuyorsan "türk kızı" başlığı altındaki entrylerde türklerin ne kadar aşağılık kompleksli olduklarını görebilirsin. Veya küçük siyah kızlarla ilgili yapılan bir çalışma var onlara hem siyah hem beyaz oyuncak bebekler veriliyor ve hangisinin daha güzel olduğu soruluyor. Hepsi de beyaz olanları tercih ediyor.

Pink Freud dedi ki...

gerisi önemli değil; a-aa hiç beklemezdim sizden. Güzellik toplumdan topluma zamandan zamana değişen bir algı bir kural değil. Beyaz tenli olmak asyada geçerlilik kazanmış bir güzellik kriteri çünkü insanlar tarım hayvancılık vs çalışırken esmerleşiyorlar ve esmer insan=işçi,fakir, köylü oluyor. Beyazlarsa daha soylu ve zengin olarak kabul görüyor hindistanda mesela.
Oysa Avrupaya baktığımızda esmer insanların daha sağlıklı ve daha doğurgan olarak benimsendiklerine şahit oluyoruz. Hatta ortaçağda esmerlerin kanının hastalıklara iyi geleceği düşünülürmüş ve yüksek mevki sahibi insanlar papa gibi suçlu bulunup idam edilen insanların kanlarını fiziksel rahatsızlıklarına şifa olsun diye içerlermiş.
Ayrıca beyaz tenlilik sarışın olmak anlamına gelmiyor. Ve de teni güzel yapan etmen pürüzsüz parlak sağlıklı gözükmesidir. Çok kuru soyulan ya da çok sivilceli bir beyaz tenlinin yüzüne kimse bakmaz sağlıklı kırmızı esmer bir ten varken. Aynı şekilde gözü de güzel yapan rengi değil şeklidir.
Uyumlu olanın hayatta kalması gibi bir durum özellikle günümüz için geçerli değil. İnsanda çürüyor gerçekten.
Bozkırkurdunu da henüz okuyamadım ama ben de size "beauty mythéi tavsiye ederim konuyla çok alakalı olarak.

Pink Freud dedi ki...

Eski milenyum; teşekkür ederim, destek görmek hoşuma gidiyor :)