Sayfalar

Boktan Şeyler

Son zamanlarda yaptığım işlerden bahsedecek olursam; finallere girip çıkıyorum ve sosyolojiden psikolojiye geçmeyi dört gözle bekliyorum. Son iki final ve son üç ödev kaldı. Hani vakıf üniversitelerini kıçınızı yaya yaya geçersiniz diye bir spekülasyon var ya o spekülatörü siksinler yani öyle diyeyim.

Ben hayatımda bu kadar çok paper bu kadar çok presentation bu kadar çok sociological dairy yani bu kadar fazla ödev yapmadım. Yapmıyorum zaten gidecek %20si kredimin.. Çok angarya işler bunlar ya bir de ingilizce yapmak zorundasın ya her boku, gerçekten canıma tak etti. Aslında türkçe olsa gayet güzel sosyolojik tespitlerim gözlemlerim var ama ingilizce olunca nolursa olsun daha basit anlatmak zorunda kalıyorum ve nefret ettiğim mükemmelliyetçiliğim yüzünden istediğim şeyi tam tamına anlatamayınca sinirlenip yapmayı bırakıyorum.

Dalga geçtiğimiz bir klişe var ya hani en kötü özelliğin ne diye sorulur iş görüşmelerinde de  "mükemmelliyetçiliğim" denir, klasik cevap. Ama bu özellik gerçekten insanı lanetliyor. Ya herşeyin en iyisi olsun istiyorsun ya da hiç olmasın diyorsun. Hazırlık sınıfında bize bunu yapmayı öğretmediler yani boş boş işlerle uğraştık, zaten ben en yüksek kurdan başlamıştım muafiyet sınavına bilerek girmemiştim anlıyorum ki şimdi bir sene boşa gitmiş. Gerçi o yıl tanıyıp hafiften sevdiğim insanlar var tek kazancım bu oldu heralde.

Bir de devamsızlık problemimiz var ki evlere şenlik; cpg denen bi bok mevcut,  işte onu yüksek tutmak zorundasın mesela akademik ingilizce dersininki %20 idi. Ve bu cpg iki saat derse gelmedin diye bile notundan kısılabilen bir olgu bir fact. Ve sadece sınav notum hesaplansa AA alıyorken oral exam ve cpg yüzünden hoca AB'ye çekebildi puanımı. Hiç sevmiyorum zenci pislik. (Bu arada ırkçı oldum ben bu sene)

Benim evimse okuluma arabayla 15-20 dk uzaklıkta olmasına rağmen metro inşaatı yüzünden 1.5 saat oluyor. Artık otobüse binmeye tahammül edemiyorum otobüsteki sığ cahil insanlara da tahammül edemiyorum sürekli kavga çıkıyor. Çocukluğumdan beri hep aynı şey dillere pelesenkti "türk halkı cahil kalmış". Benim için bir anlam ifade etmiyordu ama otobüste buluna buluna ne anlatmak istediklerini anladım.
İnsan ergenliğinde hep kendi yaşıtlarıyla muhattap olduğundan (kendimi ergenlikten çıkmış addediyorum) ve ortaokulda lisede şimdi üniversitede çevremdekilerin hep belirli bir seviyenin üstünde olmasından dolayı daha az gerçekçi bakıyormuşum sanırım hayata.

Haftasonuna veya haftaiçi akşam 7ye sınav, telafi ders vs koyabiliyorlar bunu da belirtmeden geçemeyecektim.
Fransızca öğreniyorum bu okulun sayılı güzel yönlerinden biri. Bazı dersler de baya yararlı aslında philosophy gibi humanity gibi. Ders kitaplarını normal kitapmış gibi okuyacağım sömestrde. Daha başka şeyler de var yazacağım yalnız "kardeşler arası cinsel ilişkiyi doğru bulup bulmadığımı çeşitli ahlaki kuramlara göre inceleyeceğim 4 sayfalık paper" hazırlamam  gerekiyor. O yüzden şimdilik bu kadar.

2 sesleniş:

Alper Gündoğdu dedi ki...

"ingilizce yapmak zorundasın ya her boku, gerçekten canıma tak etti..."

"Bazı dersler de baya yararlı aslında philosophy gibi humanity gibi."

Humanity aldım bu dönem sınavı olmasa çok güzel ders de işte mesela ben finalinde "justice, order and chaos in the Iliad and Oedipus" üzerine yazı yazdım burada 2-3 kavramı ve eseri listeden seçiyorduk ben bunları seçtim ama "3 sayfa falan ve ingilizce" o yüzden sen de sevmeyebilirsin ingilizceden şikayetçiysen ama hocadan hocaya sınav sistemi değişiyormuş dikkat et derim.

"Haftasonuna veya haftaiçi akşam 7ye sınav, telafi ders vs koyabiliyorlar bunu da belirtmeden geçemeyecektim."

Şimdi ders planını kendimiz oluşturduğumuz için bu böyle olmak zorunda kimin ne zaman dersi boşmuş diye düşünmektense akşam yapmak daha mantıklı ben okulu suçlamıyorum bu yüzden açıkçası.

"Hazırlık sınıfında bize bunu yapmayı öğretmediler"

Bu bizde de var hazırlık okumaya ilk kurdan falan başlamadıysan çok bir yere götürmüyormuş seni ben okumadım ama okuyanlardan duyuyorum.

Pink Freud dedi ki...

Yani ben ingilizceden şikayetçi değilim birçok kaynağa türkçe olarak erişemediğimden ve bilimsel dil için uygun olanın türkçeden ziyade ingilizce yahut fransızca olduğunu düşündüğümden gerekliliğine inanıyorum. Ama sistem çok yanlış gerçekten önemli konularda kendimizi ifade edecek kadar konuşamıyoruz ya da hocalar dersi türkçe anlayıp ingilizce soruyorlar falan.
Ders planını kendim oluşturmadım çünkü bölümümde tek sınıf vardı ve okula yakın bir yerde yaşamadığımdan aradaki uzun boşluklar ya da çok geç saatler fazla yorucu oluyor.