Sayfalar

Bok

Küçükken ilk kadın peygamber olacağımı düşünürdüm daha doğrusu ümit ederdim nasıl bir kafa benimki? Ben ne zaman normal insanlar gibi hayattan zevk almaya başlayacağım?
Çirkinliklere alışabildiğim bir vakit gelecek mi? Kafama dünyanın sorunlarını saçmalıklarını takıp ağlamayacağım bir zaman olacak mı? İnsanların acılarını dert etmeyeceğim?
Ne zaman eleştirmekten vazgeçip biraz da keyfime bakacağım? Ne zaman insanlara bakıp mezarlıklarını hayal etmekten kurtulacağım? Ne zaman ölüp de solucanlara yem olacağımızı unutacağım? Ne zaman yaşamımı kabullenip isyan etmek için birilerini bulmaya çalışmayacağım? Ne zaman oraya buraya saldırmaktan vazgeçeceğim?
Ne zaman iyileşeceğim?

3 sesleniş:

yaş tahta dedi ki...

sistemin dişlelerinden geçip sen de bir diş olduğunda saydığın acıların, dertlerin kalmıyor. "İnsan" oluyorsun.

O yüzden çirkinliklere alışabildiğin bir vaktin gelmemesi dileğiyle...

byvayet dedi ki...

Never.
Veya ever da olabilir. Kendini hasta/farklı tayin ediyorsun.Ama mutlak gerçeğin ne olduğunu kim bilebilir.Tıpkı Algı Kapıları nda söz edildiği gibi şu anda gördüğümüz ve kibirlice mutlak kabul ettiğimiz dünya belki de mutlak olan değildir. Ya da Bukowski nin dediği gibi herkes triptedir. Uyuşturucu veya halüsinatik madde aldığımızda da kısa süreliğine tripten çıkıyoruzdur.

Gezi/yorum... dedi ki...

senin ve benim gibiler iyileşmeyecek benim bundan umudum kalmadı.. biz ölene kadar bu düşüncelerle yaşayacağız. buna alışmak ve bunu olabildiğince kontrol edebilmek bizim için en büyük başarı olacaktır...