Sayfalar

Zebercet Sorunsalı

İtiraf edeyim; Anayurt Oteli'ni bitirmek için okudum.

Zebercet'in ruhsal otomatizmin doruklarına çıkıp çağrışımlarla kıvrandığı zamanlarda, bütün ömrünü aynı mekanda aynı işlerle geçirmiş ilkokul beş mezunu biri olarak fazla akışkan bir bilinçaltına sahip olmasını neye bağlamam gerektiğini düşünüp durdum.
Zeberceti bu kadar farkındalıklı yapan unsur ne?
Hayatının sıradanlığımı?
Oedipusa mı bağlayacağız bunu da?

Sartre'a göndermeler vardı, kitabın tümü varoluçuluğun emrettiği şekilde anlamsızlığın içinde eriyip gitti zaten.
İşte böyle mayası natüralist egzistansiyalizmle yoğrulmuş romanlar epey yapay geliyor bana. Zaten natüralizmle romantizmin çıkış noktası aynı:
Abartı!

Belki de Anayurt Oteli'nin bu kadar yüceltilmesine yol açan şey; Atılgan'ın üslubundan dolayı romanı okurken midenizde bir boşluk, boşluğu takriben bir bulantı hissetmenizdir.

Zaten kitapta dikkat çekmek için içerikten çok yazın stiline önem verilmiş ayrıca bu stil düzensizce değiştirilip durulmuş.

Anayurt Oteli'nde çok yoğun psikanaliz yapılmış alegorik bir anlatım var falan falan diyenler olacaktır her zamanki gibi.
Ortada bir homoseksüellik bestioseksüellik yani belirgin bir "seksüellik" sözkonusu da ee yani?
-Kadını boğdu aa bak şiddet de katmışşş!
-Vay bee.

Hı tabi ki dönemine göre başarılı olduğu gerçeğini yadsıyamayız ama Araba Sevdası da dönemine göre başarılı sayılan bir roman. Ama Araba Sevdası(İntibah Sergüzeşt) edebi bir haz almak için değil Tanzimat döneminde emekleyen Türk Edebiyatını incelemek için okunur. İlk olması açısından önemli dersek Taaşşuk-ı Talat ve Fitnatda ilk. Ama okuyunca güler geçersin çocuk masalı gibidir. Gerçi masala göre daha trajik kalıyor ama neyse.

Anayurt Oteli'ne bu kadar cephe almamın sebebi klasik sayılan her filmi kitabı entelektüel olma tutkusuyla göklere çıkaran insan güruhudur. Yok noktalama işaretlerinden anlam çıkar yok numeroloji yapmaya çalış. Bkz Ömer Çelakıl. İşin yoksa ebcet hesabı yap dur. Kelimeleri topla çıkar çarp böl...

Her Camus'a Sartre'a bağlanan şeyden ( Camus'a Sartre'a bağlandığını anlasam da) hoşlanmak zorunda mıyım?
Sevmemem anlamadığım anlamına mı gelir?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?

Şeklinde bir şiir var. Victor Hugo'nun yazdığı iddia edilen.
Yaa çağrışım böyle yapılır Zebercet.
Sapıttıysam;
Atılgan yan etkisidir geçer.

15 sesleniş:

Aylak Kedi dedi ki...

sapıtmışsın. ama bunun da farkındaymışsın.

Pinky Freud dedi ki...

Sadece şu ünlü facebook şiirini yazdığım için sapıttım dedim. Onun dışında yazımın arkasındayım.d

Burak Özkan dedi ki...

Canım, amma çok kavram kullanıyorsun yahu.

Pinky Freud dedi ki...

Ama ama :(
Edebi bir şeyi eleştirirken kavram bilmeden olmaz ki. O kavramlar sayesinde yazı uzamıyor çok açıklama yapmak gerekmiyor.

Burak Özkan dedi ki...

Bence hoşuna gittiği için kullanıyorsun. :D

Pinky Freud dedi ki...

Şey gibi oldu bu nerde bir kelime görsen gelip burda yazıyorsun
Kullanabildiğim için değil ama kolaylık sağladığı için seviyorum

Burak Özkan dedi ki...

Yok canım, nerde bir kelime görsen değil de, dikkatimi çekiyor. 'Natüralizm' özellikle. Kötü bir şey olarak belirtmiyorum bu arada, takılıyorum işte. :)

Pinky Freud dedi ki...

Ah o natüralist romanlar... Onlar sayesinde gözüm açıldı desem yalan olmaz. Natüralizmden nefret etmeye başladım bu yüzden. Hatta diyebilirim ki keşke kitap okumayı sevmeyen biri olsaydım.

Burak Özkan dedi ki...

Doğalcılığın nesi var ki? Anlamadım. Doğal işte. Nesini sevmiyorsun tam olarak? Ben mi yanlış anlıyorum kavramı.

Bu arada, laf ediyorum ama bestioseksüellik kavramını da ilk sende gördüm. Yani o şekilde de dendiğini.

Pinky Freud dedi ki...

Evet baya yanlış anlaşılmış kavram .d
Sen bu sene lys'ye girmiyor muydun ya? Bunlar edebiyat konusudur aynı zamanda.

Burak Özkan dedi ki...

Git, ders çalış beni uğraştırma diyorsun yani. :D İyi bakalım.

Burak Özkan dedi ki...

Yok, çok da fazla yanlış anlamış olamam. O yüzden ben bir de senden dinlemek istiyorum şu doğalcılığı.

Pinky Freud dedi ki...

Natüralist eserler, hayatın tüm pisliğini acımasızca gözler önüne serer.
Her yapışında unutmak istediğin şeyleri hatırlatır.
Çirkinliğin evrensel olduğu ispat edilircesine yalın gerçeklerle baş başa bırakır.
İnsanın her haltının genetikle ilgili olduğunu katil bir anneden hırsız bir babadan asla masum çocuk doğmayacağını söyler. İnsana hiç özgürlük payı bırakmaz. Bu yönüyle determinizmin edebiyata uygulanma çabasıdır.
Küfürler argolar şiveler yerel söyleyişler vardır.(en sevmediğim şey)
Bir de boşvermiş bir üslup vardır sanki kitabı yazan içimizden biri değilmiş de tüm bu pisliklerden uzakta, uzayda bir yerde dünyayı izliyor labaratuarda gözlem yaparcasına kayıtsız kalıyordur. En en abartılı durumlar bile günlük olaylarmış gibi anlatılır ve bu vurdumduymazlık bana çok yapay gelir.
En son olarak da romantizm nasıl iyimserliği abartırsa natüralizm de kötümserliği abartır.
Artık aklından çıkmaz umarım.d

Burak Özkan dedi ki...

ahah, süpersin. evet ama bunlara rağmen hala çok da kötüymüş gibi gelmiyor. tabi özgürlük olayında haklısın. tam bir 'yapacak bir şey yok' havası hakimmiş anladığım kadarıyla. kaderci takılınıyor. o da yazarın kayıtsızlığından kaynaklanıyor sanırım dediğin gibi.

Pinky Freud dedi ki...

Ayrıca bestioseksüel yerine zoofilik mi diyorsun .d