Sayfalar

Tutunmasam ve Hostes Olsam

İnsanlara, ancak benim yanımda oldukları zaman güveniyordum.
Benden ayrılınca beni yargılamaya başlayacaklarını ve tekrar bana döndüklerinde, artık eski sevgilerinin tükenmiş olacağını düşünerek korkuyordum.
İnsanlara çok önem veriyordum aslında. Benim için ne düşünecekler diye içim titriyordu.
Yatağa yatınca, o gün yapmış olduğum aptallıkların utancı içinde kıvranırken, bütün bu kusurlarımı onların da görmüş olduğunu ve onların da yatağa yattıkları zaman, benim gibi, olayları gözden geçirince benim saçmalamış olduğumu birden göreceklerini ve benden nefret edeceklerini, daha kötüsü, artık bana aldırmayacaklarını düşünüyordum.

Oğuz Atay-Tutunamayanlar

Tutunamayanlar'ın ne anlattığı hakkında tutunmuş bir fikrim yokken bile nedense romanın içinde hep kendimi bulacağımı düşünmüştüm. Net fikir sahibi olmamamın sebebi çevremin kitabı okumaya başlayıp yarım bırakmış insanlarla(edebiyat öğretmenimiz dahil) dolu olmasıydı. Bittabi her kafadan ayrı bir ses çıkıyordu. Bugün kitap içeriğini araştırırken netten karşıma çıkan;
Selim Işık'ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye ve Selim'in tanıdığı insanlar aracılığıyla onu tanımaya çalışır.
Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim'in görüntüsü, Turgut'un bu insanlarla konuşması sonucu okuyucunun ve Turgut'un gözünde netlik kazanacaktır.
Romanda bir çok kişi vardır ama her biri aslında Selim'in hayatındaki kişilerdir ve tüm anlatılanlar Selim Işık'ı aydınlatır.
Selim Işık "düşünen ve sorgulayan insan"ın simgesidir ve bu yüzden "tutunamamış"tır.

içerik açıklamasıyla kitaba vuruldum.

Ama maalesef Temmuz'a kadar ne Tutunamayanlar'a ne de başka uzun soluklu bir romana el sürebilirim. Malum lanet sınav senesi ve ben aklınagelebilecektümküfürlerisırala testleri çözmekle uğraşmalıyım. Aslına bakarsak ne sorulara ne okula ne de dersaneye tutunabiliyorum. İyi bir üniversite demek iyice akademik rekabet ve hırs ortamı demek benim için. Şu anki okulumdan biliyorum, insanlar burayı kazanmak için taklalar atmışlardı (tabi ben dahil.)

Paylaşmak istediğim kitap alıntıları, anlatmak istediğim filmler var. Özellikle "Nietzsche Öldü Ve Bir Hipopotam Olarak Yeniden Doğdu" kitabından, Jack Kevorkian'dan bahsetmek istiyorum ama çok detaylı olacağı için sürekli erteliyorum. Şimdilerde İhsan Oktay Anar'ın Puslu Kıtalar Atlası'nı okumak için mücadele veriyorum. Okul-dersane-özel ders maratonunda mola verirken kitap okumaya çalışmak gerçekten kolay değil. Makinist'i izleyeceğim, izleyemiyorum vicdanım logoritmik fonksiyonların türevini al diyor.
Fakat zamanımın çoğunu daha ziyade insanlara -bana verdikleri değerden daha çok- değer vermemeye çalışmakla geçiriyorum bla bla. Bu işte başarılı olduğum da söylenemez.
Ama nedense şu an mutlu gibiyim. Nedenini sorguladığımda uçup gidecek bir mutluluk olsa da mutluyum ya fark etmez.

Matematikle uğraşmak yerine kitap yazabilirim, edebiliği hakkında şüpheye düşerim ama yazarım, çocuk masalı olur belki ama olsun yine de yazarım.
Hostes mi olsam diye düşünüyorum bu ara. Maddi olanakları falan da iyi. Tam da benlik meslek! Yüzeyselliğimi ön planda tutsam daha da mutlu olacağım evet.

10 sesleniş:

deepblueeagle dedi ki...

iyi kitaplar. anar, şu yeni felsefe dizisi-hipopotam- iki kitap oldu di mi.

tutunamayanlar. benim türk romanında ilk beşimde.

aman tutunup da ne yapacaksın. tutunanlar yönetiyo dünyayı görüyoz.
:)

selim ışık. o bir ışık. isa gibi derler.

mehmet ben-ol. ben ol bakayım. hımmm.

hosteslik güzel meslek.
:)

leon dedi ki...

tutunamayanlar benim en sevdiğim kitap kesinlikle.evet!oğuz atay da en sevdiğim yazar!tüm kitaplarını okudum ve bence diğerleri de en az tutunamayanlar kadar iyi.özellikle bir bilim adamının romanı:mustafa inan(biyografik roman) çok etkileyici.tabii burada mustafa inan gibi bir insanın yaşamış olması büyük etken belki ama mustafa inan'ı da oğuz atay dışında kimse(tüm dünya yazarları dahilinde)anlatamazdı.bilmiyorum belki abartıyorum,çünkü benim için oğuz atay bir yerde,diğer aklına gelebilecek tüm yazarlar ayrı.ayrıca tutunamayanları okumaya kalkıp yarıda bırakanları nedense çok sevmem.bunun sebebi de edebi bir kaygı vsvs değil,selim ışık karakterine olan bağlılığımdır.,sevgimdir.kitap bitmesin diye yavaş yavaş okudum,kitap bitince selim için çok duygulandım.bunun nedeni belki kendimi selimle bir görmüş olmam,belki onun gibi olmayı isteyişim,belki de sadece öyle bir dostum olsaydı keşke düşüncesi...bilmiyorum neyse tutunamayanlar benim damarım gibi bir şey bu yüzden böyle uzuuuun gereksiz bir yorum yaptım afola:)
sınavlar biter bitmez oku,nedense seveceğini düşünmekteyim.ama lütfen lütfen yarıda bırakanlardan olma.selim ışık,turgut özben ve de oğuz atay'a hakaret edenlerden olma.
saygılar efendim :)

Profösör dedi ki...

Bir yayınevinin editörlüğü sizi mutlu edebilir. Hosteslik de güzel bir meslek dünyanın her yerini görebiirsiniz. Tercih sizin. Editörlük; düşünceden düşünceye, duygudan duyguya seyahat seyahat etmektir.

Pink Freud dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Pink Freud dedi ki...

Dbe; evet evet birincisi de Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer.
Tutunamayanlar da ikiye ayrılıyor aslında tutunamamaktan memnun olanlar ve tutunmak isteyenler işte ben sanırım tutunmak istiyorum bu aralar..
Araştırıcam hostesliği, olmak için ne gerekir vs .d

Leon; Farkındalıklı olmayan bir insan o kitabı okuyamaz herhalde ya öyle tahmin ediyorum. Üstelik bir kitap yarıda bırakılmaz ki hani bakarsın başını okursun ama 50 sayfa okuduktan sonra o kitabı bitirmek vaciptir.
Yazın okuyacağım ben de kendimi Selim'in yerine koyacağım sanırım.

Prof; Belki de evet. Editör olmak için ne gerekiyor peki?

Profösör dedi ki...

Sevgili Pink Freud .. Takip ettiğim blog yazıları içinde senin konuya yaklaşımlarını beğeniyorum. Hatta yararlanıyorum. Editörlük için türkçeye hakim olmak. Eski ve yeni kelimeleri bilmek, imla kurallarını iyi bilmek, Farklı yazarların farklı üsluplarını bozmayacak şekilde, yazıları edite edebilecek. Yazarlarla eşgüdümlü çalşacak, Edebi türlerin farklılığını bilerek izleyici kmarşısında vizyon sahibi olmak. Yeni arayışların getirebileceği değerleri yüceltebelmek. gibi senin de ekleyebileceğin bir takım şeyler olacaktır. Editörlük bir kitap editörlüğünden bir senaryo ve reklam editörlügüne varıncaya dek yelpazesi geniş bir aleandır. Bir gazetede, bir dergide, bir televizyonda bile haber editörlqüğü yapabilecek bir yeteneğin var senin. Bunlar aklının bir köşesinde olsun diye yazdım. Belki de şimdiden bazı konularda arştırma ve inceleme çalışmaları yapabilirsin. düşünceye ağırlıklı olarak radyo ve tv programı çalışmaları yapabilirsin. ben bir yabancı yazarın "Çağdaş fikir akımları" isimli bir kitabının editörlüğünü yapmıştım. (umarım herşey gönlünce olsun...

Pink Freud dedi ki...

Yararlanıyorumdan kasıt nedir nerede yararlanıyorsunuz tam olarak merak ettim .d
İltifatlar için de ayrıca teşekkür ederim.
Ben de bazen düşünüyorum filolog mu olsam diye bakalım zaman ne gösterecek...

Profösör dedi ki...

Her konuyu düşünce açısından irdelemek, doğru düşünme mantığını kurabilmek ve analitik düşüncenin kodlarını herkes burda bulabilir. Çok kitap okuyabiliriz fakat bir kitabın kazandırdığı temel değerleri siz daha iyi açıklayabiliyorsunuz. İnanın ben çocuktanbile birşeyler aldığımı biliyorum. Bütün biloglaara bakalım daha çok magazin türü güncel yaşamlarla ilgilidir. Hayatın kimyasına dair yaklaşımlarını göremuyoruz. Burda farklı fikirler de olsa düşünce zenginliğini yaşayabiliyoruz. Düşünce dünyasında varlık oluşturabiliyorsak, dostlarımızın katkısının olduğu kesindir.

Filoloi da olabilirsiniz ama, yazam eğiliminiz hiçbir zaman ortadan kalkmamalı. Bilakis zamanı geldiğinde ulusal bir yayın organında da en azında haftada bir yazıya başlayabilirsiniz.

justliar dedi ki...

tutunamayanlar başucumda yaklaşık bir yıldır beklemekte. tutunamadım ısınamadım gitti. ilk 10 sayfa okunuyor 3 ay sonra yeniden okunuyor kalıyor. aslında kitap insanı gerceklerden uzaklaştırıyor bence artık okumamaya karar verdim.

tutunabilirim belki o zaman

balıkmışsın sen de bencileyin:) the fish doesnt think because the fish knows everything der kacarım arizonaya

Pinky Freud dedi ki...

Bir gün farkıyla koç değil de balık olmuşum çok yanarım bu duruma.
Ben orada kaplumbağaları daha çok sevmiştim ya.d
Okumak istiyorum çok, savaş ve barışa da 3 kez başladım sonuncusunda okudum ama.d