Sayfalar

Sevan Nişanyan

                                                     ASİMİLASYON
Asimilasyon aslında hiç kötü bir şey değil. Latince similis benzer, ad-similare benzeştirmek. Yerel ve aşiretsel olanı aşıp daha genel hatta evrensel bir kültür potasında harman olmak bana prensip olarak yanlış gelmiyor. İnsanın ufku gelişir, görgüsü artar. Uyduruk köy dedikodularıyla vakit öldüreceğine en azından metropol dedikodularıyla haşır neşir olursun, daha havalı takılırsın. İngilizcen varsa Zimbabwe’deki adamla çet yaparsın, İtalya’dan sevgili bulursun. Al sana asimilasyon. Fena mı?
TC rejiminin asimilasyon politikasında rahatsız edici olan şey başka. Bunlar politik anlamda çok sofistike olmadıkları için, asimile etmek istediği vatandaşa direktman hakaret ediyor. Senin kültürün yok (çünkü ben yok sayıyorum), dilin yok (çünkü ben bilmiyorum), tarihin yok (okulda öğretmediler), sen hayvansın, gel devletinin şefkat kucağına otur; üç kuşak boyu arıza çıkarmaz, itaat edersen seni belki kabul ederiz diyor. E bazı insanlar büsbütün onursuz değil. Bu şartlarda asimile edilmeyi kabul etmiyorlar. Ne oluyor? Hadi bakalım bölücü, ırkçı, terorist, falan filan.
Benim enişteler, “Vatandaş Türkçe konuş” terörünün estirildiği bir devirde evde tek kelime Türkçe konuşmayı yasak etmişlerdi. 1983′te kalkıp Kanada’ya göçtüler. Aradan bir yıl geçmedi, çocuklar evde sadece İngilizce konuşmaya başladılar. Demek ki neymiş? Asıl dertleri asimilasyon değilmiş, asimile etmeye yeltenenlerin saygısızlığı imiş.


                                                          ALEVİ
Alevinin alevle filan alakası yok. “Ali’ye mensup, Ali’ci” demek. Mevla’dan Mevlevi, Zühre’den zührevi gibi, Arapça. Eski yazıda elifle değil ayınla yazılır. Peygamberin vefatını izleyen günlerden beri İslam dünyasında Aliciler ve anti-Aliciler her zaman olmuş. Şiiliğin diğer adı olarak zaman zaman Alevilik (ya da aynı anlamda Ehlibeytçilik) deyimi kullanılmış.

Maamafih bizim Alevilerin bu hadisenin doğrudan devamı olduğunu sanmıyorum. Bugün Alevilik dediğimiz şey, Osmanlı ülkesinde 15. yüzyılın sonu ile 16. yüzyılın ilk yıllarında ortaya çıkan büyük toplumsal kargaşadan doğan bir ürün. Belli ki Anadolu’da İslam öncesinden beri varolan bazı inanç ve gelenekler buna eklemlenmiş. Belki ülkenin çok hızlı bir şekilde İslamlaşmasının doğurduğu bastırılmış tepkiler de rol oynamış. İslamiyeti doğrudan terketmek o devirde idamlık suç sayıldığı için, İslam geleneği çerçevesinde bir etiket aranmış. Öteden beri İslam dünyasında muhalefetin adı olan Alevilik benimsenmiş.

Efendim eski Türk şaman geleneklerinin devamıymış şuymuş buymuş, bunlar hikâye. Memleketteki Alevilerin neredeyse yarısı Kürt, Orta Asya şamanlığıyla ne işleri var belli değil. Antakya ve Suriye Alevilerinin ta İslam öncesine giden yerel kökleri var, onlar neden elin Türkmeninden şamanlık öğrenecek belli değil. Arnavut Toskların neredeyse hepsi Bektaşi olmuş, onlar da mı Orta Asya’dan geldi belli değil.

Düz cehalet dersen o da değil. Memleketteki gayrı-Türk unsuru hiçe sayan, onların da bir geçmişi ve bir kültürü olabileceğini algılamaktan aciz bir tür kemikleşmiş terbiyesizliğin ifadesi.



Bunları okuduktan sonra kendimi evlad-ı Nişanyan ilan ediyorum Sevan amca da kabul ederse tabii.
Adam kayıp dedem gibi resmen. Zaten etimolojik sözlüğü sebebiyle ziyadesiyle sevgi ve saygı besliyor idim. Lakin yazış tarzında okuyucularına verdiği cevaplarda adeta kendimi buluyorum. Bok kelimesini bile aynı stilde kullanıyoruz. Kalp. Karısının kafasından kurutulmuş bok attığı doğru mu acaba? Asdfgj. Lütfen sadece spekülasyon olsun. Ama olmasa da yine seveceğim yani. Her şeyi benim gibi düşünüp yorumluyor ya hayret ediyorum. Sırf üstteki köşe yazılarından dolayı değil holistik olarak yani. Cezaevine ziyaretine mi gitsek acaba? Ben böyle arıza insanlarla yakınlık hissediyorum sanki kendiliğinden tanıyormuşum gibi. Başım beladan bu yüzden kurtulmuyor ama bazen de işime yaramıyor değil. Ama Atatürk'ün ve feminizmin biraz fazla üstüne gidiyor gibi. Şimdilik bu kadar öptüm mucks.

6 sesleniş:

cihat ertem dedi ki...

Sivri dilinin hikmetine hürmet göstermemek için zaten ya cahil ya da bir safta el mecbur konumlanmış gerek. Blogundaki yazılara gelen yorumları görünce her şartta cehalet de denebilir.

Üslubundan dolayı akademik çevreler oldukça uzak duruyorlar; bilimsel değil falan filan diye ama doğruyu söylemek için illa akademik bir akış gerekmiyor, kendisi de takmıyor zaten.

Nişanyan'ın en sevdiğim özelliği ise putlara gelişine vurması. İsa, Atatürk, feminizm, Muhammed,... gibi. Putlaşmış kollektif bir zihin görünce istemli ya da istemsiz yükleniyor. Kim bilir belki de inanmak istiyor ama her dalından dayanacak mı diye zorluyor gibi. Dayanmadığında ise argo bir şekilde ayağına oturuyor diyelim, Atatürk ve feminizm gibi.

Not: Eski eşine kendi deyimi ile "jest" olsun diye kavanoz içinde bok vermişti.Feminist bir grup da ODTU'de falan üzerine yürümüştü. Kendi aralarındaki bir hikaye, en son cezaevine girmeden önce otelin (yanlış hatırlamıyorsam) falan yönetimini vermişti. İki kişi konuşurken üçünçüye bok yemek düşer erler, o hikaye jest yanlış kişiye yapmış.

Pink Freud dedi ki...

Zaten adamı okumayı sıkıcı yapmayan şey gayriresmi uslubu.
Evet adam kronik muhalif orası kesin işte bu sebeple iyice benzeşiyoruz gibi geliyor.
Ama o "ayağına oturmak" argosunu tam anlayamadım açıkçası :D
Adam feministleri bu olaylar yüzünden mi sevmiyor acaba yoksa direkt onları kızdırmak üzerine mi harekete geçiyor orası muamma. Türkiye'de yüzlerce kadın töreye ve koca şiddetine kurban giderken feminizmle dalga geçmek yapılacak son şeylerden biri bence.

cihat ertem dedi ki...

Ayağına oturmak, gelişine vurmak,.. bakınız: http://www.capsverlan.com/bloggaleri/galeri/buyuk_resim/640x480_7081yigit-ozgur-karikaturleri-092.jpg :)

Şakası bir yana mevzu dalga geçmek değil. Kendi zihin trafiğinde karşılaştığı her savı eğip büküp sorgulamak gibi bir huyu var. Yetmiyor bir de üzerine yazıyor. Dili sivri şüphesiz, ama cevap vermek yerine hırlamalarının haklı gerekçesi değil.
Yoksa Nişanyan'ın yazılarına bakınca töre, kadına şiddet,... mevzuların şakaya gelir yanı yok. Kimi zaman olayı analiz etmesi mevcutu doğrulamak gibi algılanıyor ve ne yazık ki toplulumumuzun genel hazımsızlığı cevaben saldırı :).

Hazır konu feminizm den açılmışken aklıma geldi. O "jest" olayı üzerine protesto eden kitleyi feminist bir arkadaşla konuşuyoruz, lafın bir yerinde "onlar gerçek feminist değiller" demişti. Tabi istemsiz bir gülme tuttu, "ne yani 'so called' feminism mi var diyorsun" demiştim de üzerine baya gülmüştük.

Pink Freud dedi ki...

Bilmiyorum ya sorgulanacak onca şey varken tutup da türkiyede feminizmle uğraşması saçma. Mesela bir yazısı vardı polygamy için çift karılılık yazmış. Acayip sinir oldum. Sonuçta afrika toplumlarında bir kadının birden fazla erkeği olabiliyor ya da atıyorum kraliçe arı da dişi ve ekstrem derecede polygamic bir hayvan.
Sonuçta bu kadar dilbaz bir insanın dil kültür ilişkisinin de farkında olması gerekiyor. Benim gibi bir okuru itiraz etmiş zaten içim rahatladı. Cevap olarak da "doğru insan her şeyi kendine yontuyor" demiş.
Son olarak da tüm gruplar için söylenegelen bir devülasyon ifadesi onlar gerçek müslüman değil onlar gerçek türk değil vs vs :D

deeptone dedi ki...

heeeey naber nasılsın. herşey yolunda mı. okul noldu ya. dur lise bitti mi. keyfin yerinde mi :)

Pink Freud dedi ki...

Her şey hiçbir zaman yolunda olmuyor benim hayatımda :D ama iyiyim lise bitti tabi ki. Üniversitede 3. yılım.